Uğur Meleke: "The outdated one! (Modası geçmiş biri)" | Dün saat 19:45 sularında iki takımın 11’leri elimize geçtiğinde ilk düşündürdükleri şuydu: Okan Buruk, Beşiktaş mağlubiyetinden ders çıkarmış. Formsuz Frankowski’yi ve başı kesik tavuk misali ne yaptığından habersiz Morata’yı yanına oturtmuş. Orta sahayı üçlemiş. Fabrika ayarlarına yakınsamış. Bunun ödülünü de erken buldukları iki golle aldı zaten. Mourinho’nun 11’iyse iki açıdan problemliydi: Birincisi, 6 Mart’tan beri oynamayan Çağlar’ın dağınıklığının bütün bir savunma zafiyetine yol açması. İlk devrede Barış’ın neredeyse her ikili mücadelede Çağlar’ı alt etmesi. Portekizli’nin ilk 11 seçiminde bir de yapısal problem vardı ki o takımının 45 dakikalık kötü performansının esas sebebiydi. Fenerbahçe topu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye neredeyse hiç aktaramadı bir devre boyunca. Geriden her çıkmaya çalışıldığında önde bir pas opsiyonu bulunamadı. Dzeko zaten Fenerbahçe’nin yarısı. Dzeko’suz Nesyri yüzde 50 verimli bile değil. Talisca da oyun kurulumunda asla Dzeko gibi merkeze gelip pas opsiyonu yaratamıyor. Dzeko yokken İrfan (ve bazen Tadic de) pas opsiyonu olabiliyordu. Ancak Mourinho’nun dünkü Amrabat-Fred-Szymanski orta saha tercihi, toplu oyun için toplam kalitesi yetersiz bir üçlü. Maçın ikinci yarısında oyuna giren Maximin solda ciddi bir hareketlilik yarattı. Çağlar’ın yerine giren Mert Müldür savunmasını dengeledi. Son çeyrekte oyuna dahil olan Dzeko ve Tadic’le de ön tarafta kalite arttı ama bu değişiklikler skoru değiştirmedi. Okan Buruk’un takımı ilk yarım saatteki etkili oyunlarıyla aldılar tur biletini. Bu sonuçla beraber Mourinho’nun Türkiye bilançosu şöyle: Galatasaray’la üç kez oynadı, hiç kazanamadı. Beşiktaş’a yenildi. Samsun’la iki kez oynadı ve yenemedi. Eyüp’ü yenemedi. Lille’i, Twente’yi, Manchester’ı, Alkmaar’ı, Bilbao’yu, Lyon’u yenemedi. Rangers’ı eleyemedi. Evet, 200’lerde-2010’larda Porto’nun, Chelsea’nin, Real’in, Inter’in başında “the special one (özel biri)” vardı. Ancak Fenerbahçe’nin kulübesindeki “the outdated one (modası geçmiş biri)” sanki. (HÜRRİYET)
Güntekin Onay: "Mourinho yine kaybeden taraf oldu!" | Mourinho, Edin Dzeko ve Dusan Tadic gibi Fenerbahçe’nin en yüksek skor katkısı yapan iki yıldızını yedek bırakarak büyük hata yaptı. Portekizli teknik adam nedense Anderson Talisca’ya çok inanıyor ama Brezilyalı futbolcunun bu seviyede fark yaratacak gücü ve hali yok. Fenerbahçe’nin attığı golde de Talisca topu kaleye vurdu. Brezilyalı’nın Fenerbahçe’ye hiç faydası yok ve oynamaya devam ediyor. Mourinho, gerçekten de büyük hayal kırıklığı. Fenerbahçe ligde de psikolojik üstünlüğü getirecek bir maçı ve kupayı kaybetti. Ben Galatasaray’ın dün akşamki maçı hakettiğini düşünüyorum. 1 tane zor maç kazanamayan Mourinho yine kaybeden taraf oldu. (HÜRRİYET)
Gürcan Bilgiç: "Özel bir seyirci!" | Böyle derbilerin sırrı, büyük futbolcuların maça ağırlıklarını koymasıdır. Mourinho'nun 11 seyircisi vardı sahada, Okan Buruk'un ise kahramanları.Bir önceki maçın "aman berabere bitsin" Galatasaray'ı yerine, önde basıp, hücumda doğru eşleşmeler ile Fenerbahçe'yi çaresiz bırakan takım vardı. Hiçbir yanıt veremediler bu organizasyona. Bir fazla orta saha ile oynayan rakibinin orta saha hakimiyetine son vermek için hamle yapmadığı gibi Mourinho, ikinci yarıda da sanki her şey yolundaymış gibi değişikliği bile düşünmedi. Halbuki, ofsayt çizgisinden, milimle gelen gol ile birlikte, ikinci 45 için umut enerjisini yakalamışlardı. Fred ve Skriniar dışında topu isteyen, bir şeyler yapmak için sorumluluk alan da bulamadılar. Ne zaman ki Edin Dzeko oyuna girdi, "buraların kralı benim" dedi, o andan itibaren doğru ve etkili şekilde gelmeye başladılar rakip kaleye. Maçın taktik analizini çok tartışırız. Barış Alper'in şutu direkten dönmese başka şeyler konuşacaktık, Davinson gol çizgisi üzerinden topu çıkarmasa başka şey… Ama süreç, Mourinho'nun ikinci kez Okan Buruk'u ipten almasıyla sonuçlandı. İlk Kadıköy yenilgisinde şampiyonlar Ligi'nden elenmiş rakibine hayat öpücüğü verdi, şimdi derbi yenilgisiyle gelip tartışıldığı dönemde… Sistemi rakibe pozisyon vermemek üzerine kurulmuş, ilk yarıda iki gol dışında üç net kaçanı var Galatasaray'ın. Durumu değiştiren bir gol mü? Ya da devreye başlarken yapacağın hamle "böyle devam edin" mi? Mourinho bu galibiyeti Fenerbahçe taraftarına borçluydu. Şimdi bu kırılgan taraftarın önüne puan farkını üçe indirmek için çıkacak. Böyle bir kadro ancak bu kadar kötü yönetilip, yönlendirebilir. Tam "özel biri"ne göre bir durum. (SABAH)
Ali Gültiken: "Dzeko'yu oynatmadı, sınıfta kaldı" | Galatasaray son haftalardaki dalgalanmalardan önemli dersler çıkarmış. Kendi ayarlarına dönmenin en doğru şey olacağına da kanaat getirmiş. Okan hocanın geçen sezonlardaki başarılarında oluşturduğu çok doğru bir sistem vardı. Bu sistem sahada tıkır tıkır işledi ve sahada karşılığın bularak her zaman Galatasaraylıları mutlu etti. Bu sezon Okan hocanın iki santrforla yaptığı denemeler, mecburen üçlü savunmaya dönüşü ve oyuncu tercihlerinin sürekli değişimi, bu sene oyun gücü olarak sahaya yansımadı. Şampiyonluk oyunlarının çok gerisinde kaldı.Dün akşam kupa maçında Fenerbahçe karşısına tekrar eskiye dönerek çıkması, takımı işler hale getirdi. Orta alandaki üçlü oyun ve önde Osimhen'le tek santrfor tercihi, kanatlarda Barış ve Yunus'la beraber Galatasaray'ı, Fenerbahçe karşısında çok daha üstün bir noktaya taşıdı. Özellikle karşılaşmanın ilk yarısındaki büyük üstünlük kurması ve attığı 2 gol belki bu sezonun en iyi Galatasaray oyunlarından bir tanesini ortaya çıkardı. Fenerbahçe'nin Talisca ve En-Nesyri ile maça başlama tercihi büyük yanlıştı.. Önce bu tercih, sonra da bu tercihine uzun süre seyirci kaldığı için Mourinho'nun da sınıfta kaldığını çok net söyleyebiliriz. İki forvetten birinin mutlaka Dzeko olması gerekirdi. Okan hoca üç yıldır bütün derbilerin tamamına yakınını çok doğru oynayan bir teknik adam olarak Mourinho'ya da bir kez daha ders verdi. Hem oyun tercihi hem de sistem tercihi olarak bu maçı istediği noktaya getirip galibiyeti aldı. (SABAH)
Bülent Timurlenk: "Buruk, Mourinho'yu yine imha etti" | Dört gün önce Beşiktaş deplasmanının ilk yarısında 4 kez rakip ceza sahası içinde topla buluşuyor ve sadece 3 hücumda kalıyorsan Kadıköy'e gelirken kafaları sıfırlamış ve armanın da formanın da ne olduğuna aynanın karşısına geçip bakmış olman lazım.Galatasaray'da başta teknik direktör Okan Buruk ve tüm takımın bu özeleştiriyi yaptığı ve son 3 sezonda psikolojik üstünlük kurduğu bu deplasmanda ne oynayacağı ilk 10 dakikada belli oldu. Ön alan presinde ayarı yükselttiklerinde Fenerbahçe geriden oyun kuramaz hale geliyor, ev sahibi, Fred dışında orta sahada hep iki eksik kalıyordu.Osimhen'in nefis golü ve penaltının öncesinde de sonrasında bulduğu pozisyonlarla G.Saray, ilk 45 dakikada 5 gol de atabilirdi. Sara kendine gelmiş, Lemina sertlik getirmiş, Davinson geride kuş uçurtmuyor, Eren hatasız oynuyordu.Devreye 2-1 girebilmek Mourinho'nun takımı için piyango gibiydi ama soyunma odasından da aynı dağınıklıkla geldiler. Lemina'nın sakatlığı sonrasında bile orta sahayı alamadıkları oyunda Galatasaray farkı 2, 3'e çıkarmamak için adeta kendi içinde yarıştı. Barış, Lucas ve Sara'nın kaçırdığı pozisyon sayısı bir elin parmaklarından fazla…Olayları başlatan - Net izlemeden yorum yapılmaz- sorumlu kim? Kimse camialarına hesap versinler. Okan Buruk aylardır süren psikolojik harpte Mourinho'yu bir kez daha imha etti. Yarı finale çıkmak, kazanan taraf için domino etkisi yaratacak gibiydi… Öyle de olacak gibi duruyor... (SABAH)
Levent Tüzemen: "Mourinho ikinci kez diz çöktü" | Galatasaraylı oyuncular ve Okan Buruk, Beşiktaş yenilgisinden sonra kupadaki Fenerbahçe düellosunu belli ki onur maçı kabul etmişler. Özellikle ilk yarıda G.Saray, F.Bahçe'ye karşı 2-0'lık ağır bir üstünlük kurdu. Eğer Barış Alper vuruş becerisi kaliteli bir oyuncu olsaydı soyunma odasına G.Saray çok ağır bir skorla girerdi. F.Bahçe kalecisi İrfan Can Eğribayat skorun büyümesini engelledi. Okan Buruk'un, Mourinho'ya Kadıköy'de ikinci kez diz çöktürmesi hem kendisi adına başarı yaratırken öz güveninin de tekrar geri kazanılmasını sağladı. Okan hocanın tek forvetle derbiye başlaması, çok akılcıydı. Orta alanı Torreira- Lemina ve Sara'dan kurdu. Torreira ve Sara etkili ve dikkatli futbol oynarken Lemina ciddi top kayıpları yaptı ve gereksiz faullere neden oldu. Osimhen attığı ilk golde topa resmen mermi hızında vurdu. Maç boyunca kendisini yıpratmaya çalışan F.Bahçelilere karşı dimdik ayakta kalmaya çalıştı, mücadeleden asla kaçmadı. Okan hoca kulübede sakin kaldı, oyuncu değişikliklerini bu kez doğru yaptı. Oyundan düşen futbolcularını çok çabuk değiştirip G.Saray'ın fizik kalitesini korudu ve mücadeleyi kaybetmemesini sağladı. Okan hoca, Beşiktaş maçına bu kadro anlayışıyla çıkmadığı ve çift forvetle oynadığı için kesin pişmanlık yaşıyordur. Kadıköy'de ezici bir futbolla ve zengin pozisyon üstünlüğüyle derbiyi kazanmak psikolojik olarak Mourinho'yu ve F.Bahçeli oyuncuları çıkmaza sokacaktır. (SABAH)
Attila Gökçe: "Bu ayıba Oskar(!) verilir" | Maçın sportif gerçeği Galatasaray’ı yarı finale taşıdı. Bu oyunda sanırım, Mourinho’nun öz eleştiri için kendine bir kaç dakika ayırması gerek. Meslektaşı Okan Buruk’un yüzüne vurması da futbol ayıplarında oskar (!) alır... Yanisi yuh! (MİLLİYET)
Tayfun Bayındır: "Korkaklar her gün ölür" | Ve bu sezon da Fenerbahçe için bitti... Bu sonucun bir numaralı sorumlusu tartışmasız Jose Mourinho’dur. Son dönemlerde hiçbir teknik adam elinde çok daha zayıf kadro olmasına rağmen, Mourinho kadar korkak ve çirkin futbol oynatmadı. Kadıköy’de kazanmak için oynadığın maça önce rakibi durdurmak hatta rakibi değil, sadece Osimhen’i durdurmak üzere bir planla çıkan hoca, dünyanın en iyisi de olsa korkaktır. Haftalardır işleyen bir düzeni ‘aman Osimhen gol atmasın’ diye bozarsan senin de fiyakanı Kadıköy’de bozarlar... Mert Müldür ve önünde Oğuz haftalardır harika performans sergiliyorlar; sen hangi akla hizmet bilinmez, sakatlıktan yeni çıkmış Osimhen’e hep ezilmiş Çağlar ile başlıyorsun. Önceki bütün büyük maçlara bakalım, Dzeko-En Nesyri ikilisi çoğunlukla tehdit olmuşlar, sen koşmayan, fizik gücü yetersiz Talisca’dan medet umuyorsun... Bu asla büyük hocalık değil, bir kez daha tekrarlıyorum büyük korkaklıktır. Okan Buruk’u da ayrıca kutluyorum. Dünyanın 1 numarası olduğunu iddia eden bir hocaya, üçüncü kez harika bir ders verdi. Ve korkakların her zaman, cesurların ise sadece bir kez öldüğünü kanıtladı.Ve son sözüm Mourinho’ya... Bükemediğin eli öpeceksin. Meslektaşının burnunu sıkmak sana hiç yakışmadı, utanmalısın! (MİLLİYET)
Faik Çetiner: "Mourinho çorbası" | Maç başladı, Fenerbahçe karşısında hiç beklemediği bir Galatasaray buldu. Rakibin önde baskısından oyun kuramayan, doğru dürüst pas yapamayan Sarı-Lacivertli ekip ilk 30 dakika içinde kalesinde de 2 gol görünce iyice afalladı. 3’lü defans Osimhen ve Barış Alper’i durdurmakta zorlanıyor, Oğuz Aydın ve Kostiç atağa kalkmakta tereddütler yaşıyordu. Devre 2 farkla biterken Fenerbahçe, Szymanski ile bir şans golü buldu. Bu gol, ”piyango“ gibiydi. İlk yarıda gol pozisyonuna girememiş bir takımın hocası sahaya el atar hamle yapar dedik ne gezer. Mourinho bu, en iyisini o bilir. Portekizli hoca, yatsın kalksın şansına dua etsin, yoksa Kadıköy’de tarihi farkı yerdi. Maçın son 30 dakikasında Mourinho’dan ezberlenen hamleler geldi. Sırasıyla Mert Müldür (Çağlar’ın yerine) Maximin’i oyuna aldı. Düşünün devre arası gönderilmek istenen Maximin kurtarıcı diye sahada. Dzeko ve Tadiç’siz olmaz onlar da oynasın. Kim nerede ne oynuyor belli değil, saha içi “Mourinho çorbası” gibi. Sonuç yine hüsran. Mourinho bu maçtan sonra artık ne Okan Buruk ne de Galatasaray için konuşmasın. Kupalar bir bir gidiyor. Süper Lig de giderse siz bakmayın yönetimin ağzına. Neden mi? Kendi de gider.. NOT: Sahada olmasa bile komutan! Kenarda savaşıyor. Alkışlayın Mert Hakan Yandaş’ı. (FANATİK)
Cem Dizdar: "Sandığı gibi değilmiş" | Lig maçı değil ama lige etkisi büyük olacak karşılaşmada Fenerbahçe’nin çözümünün ne olacağı merak konusuydu. Öyle ya, Beşiktaş maçında Victor Osimhen’i işlevsiz hale getiren Ola Gunnar Solskjaer çözümü Fenerbahçe kadrosuyla nasıl mümkün olacaktı? İlk ciddi atak 7. dakikada Galatasaray’dan geldi ancak önünde de sonunda da oyunun hakimi onlardı. Haliyle başlangıç çözümü Fenerbahçe lehine değildi. Nihayetinde stoperleri hataya zorlayan Okan Buruk çözümlemesi Barış Alper Yılmaz, Osimhen ikilisiyle golü erken buldu. Yani santrforsuz oyunu tercih eden Solskjaer’in formülü işletilemedi. Galatasaray Osimhen’e ya da kullandığı alana ulaşırken Fenerbahçe Youssef En Nesyri’ye bir türlü bulamadı! Ne hücumda ne savunmada yoktu ev sahibi. Amrabat, Fred, Oğuz, Kostic… Orta sahada topu ayaklarında tutacak olanlar üç, dört pas yapamayınca daha da rahatlayan Galatasaray skor avantajıyla topu sakince çevirip, tempoyu istediği gibi ayarladı! Derkeeen… Fenerbahçe’nin ilk ciddi atağı geldi ve gol oldu. Ülke de en iyi bildiği konuya bu sayede kavuşmuş oldu; “Ofsayt çizgisi kalibrasyonu doğru çekildi mi?” İkinci devresi karşılıklı hücumlarla dengede geçen bir maç izledik! En azından ligdeki maça göre hareketli ve belirsizliği yüksek bir karşılaşmaya şahit olurken nihayet Jose Mourinho oyuna “antrenman yapmamış” olduğunu dile getirdiği “photoshop”lu Allan Saint-Maximin’e gönderdi! Böylece takıma ne denli hakim olduğunu gösteren bir hamle daha yapmış oldu! Ancak maç sonuna doğru futbolun “ülke normalleri” devreye girdi. İtiş kakış, bağırış çağırış, küfür kıyamet… Öğrendik ki, bizim futbolumuz aslında münakaşamızın gücü kadar kıymetli. Öğrendik ki, bu oyunun yerli ya da yabancı “hakem kararı”yla sanıldığı kadar ilgisi yok. Ve demek ki, futbol Acun Ilıcalı’nın sandığı gibi bir oyun değilmiş. Yoksa “ivmelendiği”ni sandığı takımı düzenli oynayan bir takım karşısında bu denli sıradan görünmezdi, değil mi? (FANATİK)
Serkan Akcan: "Buruk kazandı" | Mourinho, bu sezon Okan Buruk ile ikisi Kadıköy’de üçüncü kez karşılaşıyor olmasına rağmen hiç birinde rakibine üstünlük kuramadı. İlki kazaydı diyelim ama bu kez Mourinho’nun mazereti olamaz. 3-4-1-2’de Talisca ile Nesyri’yi önde kullanan Fenerbahçe’ye karşı Kaan Ayhan’ı sağ bekte kullanıp merkezde Lemina ile sertlik arayan Okan Buruk için işler beklediğinden iyi başladı. Tıpkı Kadıköy’deki ilk lig maçında olduğu gibi. İlginçtir, Okan Buruk ve futbolcuları dün gece de 28 dakika dolduğunda 2-0’ı yakalamayı başarmıştı. Nedense, Kadıköy’de Galatasaray, Fenerbahçe’ye karşı Okan Buruk döneminde çok rahat maçlar çıkardı. Sadece geçen sezon İsmail Kartal skoru 0-0’da tutmayı başarabilmişti. Dün gece de Galatasaray sezonun en rahat ilk yarılarından birini oynamış olabilir. Talicsa ve Nesyri arasındaki mesafelerin çok açık olması, sol forvette oynayan Barış Alper’in Oğuz Aydın’a üstünlük kurması, Kaan Ayhan’ın Yunus’tan çok destek gelmemesine rağmen Kostiç’i fiziğiyle durdurması gibi detaylar maçın senaryosunu şekillendirdi. Tek maç üzerinden oynanan bir kupa maçına Okan Buruk ve takımı çok daha iyi hazırlanmış göründü. Oysa ki, bir kaç gün önce ligde Beşiktaş’a yenilerek büyük bir baskı yiyen taraf yine Buruk ve futbolcularıydı. İşler Galatasaray’ın istediği gibi giderken 62’deki Frankowski-Lemina değişikliğiyle Kaan merkeze geçince sağ kanat hücumları toparlandı. Hafta sonu Beşiktaş’a kaybedip hem puan hem moral kaybeden Galatasaray bu sezon ikinci kez Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yendi. (FANATİK)